11 Aralık 2013

FATİH'İN SORUNLARI !.. / Hüseyin Kuzu


Hangi akla hizmeten bir TV kanalı ve bir yapımcı,
şu olumsuz koşullarda ve her hafta
90 dakikalık bir “Fatih” dizisi yapmaya kalktı bilinmez.
Ama biliyoruz ki film iş yaptı ve gaza geldiler!..
Oysa “Fetih” ayrı şey, “Fatih”i anlatmak ayrı bir şey...
İmparatorluk daha rayına oturmamış ki...
Topkapı Sarayı bile yeni yapılmış...
Fetret devrinin sonunda kadar,
taht kavgaları hep arazi ve ordularla yapılmadı mı?
Ortada Bizans oyunları çevirecek,
ve Hürrem’i ortaya çıkaracak birikmiş bir harem kültürü
ve bir külliyat mı var?
Ki, koyup kadınları harem (veya saray) dekoruna,
sitcom gibi çekesiniz neredeyse bölümün tamamını...
Bu durumda,
Fatih’e harem koysan kimse yemez tabii...
Taht odasında Fatih’e yapacağı fetihleri konuşturursan,
o da olmaz, çünkü içerideki haremde zaten bir Hürrem yok...
Tabii drama diye bir şey,
ve “reyting” diye bir şey var...
Tarih dersi ile diziyi birbirine karıştıran politikacılar
ve TRT değil ki at oynattığınız yer!..
Tarih dersi almak için kim dizi izler?

Oysa ne güzel anlatılabilirdi,
Fatih’i küplere bindiren ve (sizin gibi!) geçmişinden bir türlü kopamayan
şu sadrazamlar ittifakının nasıl çatladığı...
Acele etmeden, Fetih'ten kalan dekorlara ve magazin basına güvenmek yerine,
senaristlere yeterli zaman verilseydi, eminim bulurlardı işin püf noktasını...

Fatih, işte bu yüzden türbesinden ayağa kalkıp bağırabilir;
“Bre!.. Ben nelerle uğraştım, siz neler yaptınız? Bu ne densizliktir!..”

Hüseyin Kuzu

----------------------------------
NOT: Bu yazı, yazarı ve alındığı yayın yeri belirtilerek, dileyen herkes tarafından, ticari kullanmamak koşuluyla, izinsiz olarak yayınlanabilir veya bir kısmı alıntılanabilir.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder