09 Aralık 2012

BAŞARILI BİR DİZİNİN SAPTIRAN DİNAMİKLERİ !..



Bir başka yazımda (Kısa Film Nedir, Ne Değildir?) uzun film senaryosunun, belirli ana ve yan karakterler arasındaki “olaylar/durumlar örgüsü” ile anlatıldığını, dizilerin ise ana ve yan karakterlerin bir “öyküler örgüsü” bileşimi olması gerektiğini yazmıştım. Bu tanımlar teorik tanımlar olsa da, (şöyle bir hatırlayalım!) uzun sürmüş TV dizilerimizin hepsi bu teorik tanımın hakkını v
ermişlerdir. 

Fakat diziler, son kertede, reklamcıların güdümünde, TV kanallarının ve dizi yapımcılarının üst ve alt taşeron aracılığıyla süren Taylorist (bant usulü) popüler kültür ürünleridir. Herkesin malumudur ki, bu bandın ana aktörleri bu ekonomi politik mecrada oldukça iyi kazanır. TV kanallarının en büyük geliri ve en pahalı reklam kuşakları prime-time saatlerinde dizi arlarındaki reklam kuşaklarıdır. Başarısız olmuş bir dizinin yanlışlıkları her zaman ana aktörlerin dengeleri ayarlayamamasından doğar ama bu yanlışların bedelini her zaman, hele bizim gibi bir sektörü tamamen yasadışı koşullar içinde çalışan, zihni/plastik/fiziksel yaratıcı/emekçileri öder. 

Başarı veya başarısızlıklar bir bütündür aslında. Bu bütün, bir yapımcısının sağladığı çalışma ortamı, güncel bir öykü, onun doğru yazılması, doğru yönetilmesi ve doğru seçilmiş oyuncular tarafından oynanmasıdır. Bu uyarlama bir dizi için de aynen geçerlidir. İster başarılı, ister başarısız olsun burada bütün her zaman parçaların toplamını aşan bir tezahürdür. Bunu bu konu üstünde biraz düşünen, konunun dışındaki herkes de genel olarak bilir aslında! 

Bu yazının amacı ise yapılan bariz yanlışlıkların nerelerde başladığını ve kendini örgütleyerek bir dizi projesinin nasıl başarısız bir bütün haline gelişini, içeriden okuyarak araştırmak. Fakat bu araştırma bile birçok bileşeni tartışmayı gerektirir ve bu yazının sınırlarını aşar. Bu yüzden bu yazı sadece birkaç yıl sürmüş başarılı(!) bir dizinin mirası ve ana aktörlerinin, dizi bittikten sonra kafaları nasıl karıştırdığı sınırı içinde kalacak. 

Farzedelim ki, inceleyeceğimiz X dizisi taşeron yapımcının da ilk işi olsun. Dizi bittikten sonra, artık o yapımcının, böyle “başarılı ve temiz” bir dizi yaptığı için TV kanallarından yeni bir dizi alma şansı doğal olarak yükselecektir. O (veya bir başka yapımcı) şüphesiz biten bu dizinin başarılı mirası üstüne de hesap yapacaktır. Fakat dizinin dağılan ana aktörleri artık bir başka yerdedirler! 

Çünkü, doğru kurulmuş ve öykülerin örgüsünü doğru anlatan o dizinin, başta oyuncular olmak üzere diğer ana aktörlerinin her biri bütünün başarısını biraz kendilerine yontup, yeni teklifler için ücretlerini arttırmışlardır bile. Senarist(ler) veya yönetmen(ler)in çok büyük artış yapma şansı pek yoktur ama artık (magazin basını da arkasına alarak) star olmuş(!) oyuncuların her biri bütünün başarısında kerametin kendinde olduğunu düşünerek ücretini artırdığını herkes bilir. 

Bütünün oluşturan ana aktörlerin kendi içinde de bir organik bileşimi var şüphesiz. Dizileri yıllarca sürmüş bir eski tüfek yapımcı kendi başarı formülünü; “1-iyi bir senaryo ekibi, 2- Doğru yapılmış bir cast, 3- İyi bir yönetmen ve deneyimli ekip” diye sıralamıştı. Benim de katıldığım bu sıralamayı bozmamak gerek. Ama biten bir dizinin bütünsel başarısını herkes çeşitli bakışlarla öznel olarak okumaya başlayınca bu sıralama bozuluveriyor. Bu nasıl mı oluyor?


Mesela bir başka yapımcı o dizinin başarılı olma kerametini senaristlerine, bir diğeri yönetmenine, bir başkası da oyuncularına vurgu yaparak okuyor. Bu okumalar da biten dizinin ana aktörlerinin her birinin bir yatırım öğesi haline gelmesine neden oluyor. O zaman bir yapımcı hemen harekete geçip, mesela o dizinin star oyuncusu ile bir anlaşma imzalıyor. Böylece yukarıda sıralanan ilk iki madde yer değiştirmiş oluyor. 

Oyuncunun fiyatını yükseltmiş olması, masrafları kısmak isteyen o yapımcının kafasında birkaç yan oyuncuyu eksiltmesine de neden oluyor. Bunun sonucu olarak da dizinin yan öyküleri farkına varılmadan devreden çıkarılmış oluyor. Dolayısıyla o starı (veya eşlik eden starı) gözeten bir öykü aramaya başlıyor. Dolayısıyla sonuç mekan kullanımına bile yansıyor. Dikkat edilirse bu yıl başlayan bu tür dizilerde bol bol İstanbul boğazı kıyısında dolaşan çiftler var!

Bir dizi bittikten sonra ekibin dağılması zaten olacaktır ama bu aktörlerin yeni projelerde bu şekilde pragmatist kullanımı başlayan yeni projelerin de batmasına neden olabilir. Adlarını vermeme gerek yok, geçen yıl biten dizilerin dağılan aktörlerinin bu yıl başladıkları bütün diziler bunun açık kanıtı. Bu yıl başlayan birkaç dizi geçen yıl popüler olmuş erkek ve kadın oyuncusuna güveniyor. Fakat geçen yıl bu oyuncular o dizide bir “çerçeve öykü altındaki öykülerin örgülerini işleyen” dizilerde oynamışlardı. Bu yıl ise ancak bir uzun film hacmine yetecek birer kadın-erkek öykülerinde oynuyorlar. Bu yüzden de bu yıl başlayan bütün bu tür diziler, geçen yıldan devam eden dizilerden açık ara geriden geliyorlar. Pek fark edilmese de benzer gelişme senaristler ve yönetmenler için de aynı… Bu yıllardan beri değişmeyen bir çemberdir aslında… 

Başarılı ve biten bir dizinin dağılmış ana aktörlerden çoğaltılarak yapılmış projeler, bu arada, yapılacak diğer projelere de etkiyor. Çünkü, ne hikmetse, yeni yayın döneminde TV kanalları da başrolü onlara verir. O dizilerin reklamı daha iyi yapılıyor ve diğerleri oldukça ihmal ediliyor. Bu yüzden ihmal edilenlerin çoğu da batıyor. Bazen bu projelerden doğru kurulmuş ve yapılmış birisi aradan sıyrılabiliyor. O zaman TV kanalının yöneticileri hemen tavrını değiştirip, bu “piyango”da hiçbir katkıları olmadığı halde, ona sahip çıkmaya başlıyor. Direnişi kıran dizinin yolu açılıyor ve dizi magazine edilerek iyice parlatılıp, öne çıkartılıyor. Fakat o da kendi çemberini tamamladığında gelecek diziler için yeni bir risk oluşturuyor. Ve bu düzen yıllardır böyle sürüyor!.. 

Hüseyin Kuzu

NOT: Bu yazı, yazarı ve ilk alındığı yayın yeri belirtilerek, dileyen herkes tarafından, başlığı değiştirilmeden, izinsiz olarak bütünü yayınlanabilir veya bir kısmı alıntılanabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder